DEMOKRATİK KAMUOYUNA

1.Olağan Kadın Kongremiz Kobanê zaferinin coşku ve heyecanıyla “Özgürlüğe yürüyen kadınla      demokratik ulusa” şiarıy ile,31 Ocak 1 Şubat tarihleri arasında 501 delegenin katılımyla Amed’te gerçekleştirildi. Arin Mixan, Deniz Firat, Kader Ortakkaya, Sibel Bulut şahsında başta Kobanê direnişinde fedai ruhla şahadete ulaşan kahramanlar olmak üzere tüm devrim şehitlerini anarak başlayan kongremiz, siyasal süreç, kongre modeli ve öneri karar gündemleri ile devam etti.

DÖKH 8. Konferansında kadın mücadelesinin ulaştığı örgütlülük düzeyinin daha kurumsal ve sistemli bir aşamaya evriltme temelinde kongreleşme kararına ulaşmıştı. Bu temelde toplanan kurucu kongre kadının özgürlük iddiasını büyüterek bundan sonra KJA (Kongra Jınên Azad) adıyla mücadelesini yükseltecektir.

Kürdistan’ın dört parçasından,  Ortadoğu, Türkiye, Güney Afrika ve Avrupa’da çok sayıda konuk katılımı sağlandı. Afkanistan’dan Rava, BASK’lı kadınlar, Defin Bokini ve çok sayıda kişi ve kurumun mesajlarıyla kongremize sağlanan katılım kadın dayanışmasına nitelik kazındırmıştır.

Kongremiz beş bin yıllık egemen zihniyete karşı mücadele eden isimsiz kadın kahramanları, Rozadan, Clara, Anais Vartanyandan, Zabel Eseyana, Rındê Xandan, zarife ve Besê’lere kadar gelişen mücadeleyi mirasımız olarak görmüştür. Sakine Cansızın, Beritan’ın , zilan’ın ve Arin Mirxan’ın mücadele çizgisini kendi mücadele çizgimiz olarak bir kez daha ortaya koymuştur.

Önemli siyasal gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşen Kongremiz Rojava ve Kobanê de gelişen kadın devrimi ve direnişi yürütülen tüm tartışmalara damgasını vurmuştur.

Uluslararası kapitalist modernist güçlerin güncellenmiş Gladyosu olan DAİŞ eliyle yeniden Ortadoğu’yu dizayn  etme çabaları en somut örneğiyle yaşanmaktadır. DAİŞ çetecilerinin eliyle Ortadoğu halkaları üzerinde bir dehşet algısı yaratılarak halkların özgürlük mücadelesi ve ortak yaşam hayalleri boğdurulmak istendi. Rojava da halklar Demokratik Ulus ve ortak yaşam perspektifi ile halkların öz iradesiyle ortak yönetimlerini oluşturdukları kanton sistemiyle katliamcı DAİŞ çetecilerine karşı direnişle karşılık vermiştir. Yaklaşık 5 aydır en modernize silahlarla saldıran DAİŞ’e karşı öz iradesiyle direnen Kobane halkı, YPJ, YPG arasındaki şiddetli çatışma sonrasında zafere ulaşan halkların demokratik çizgisi olmuştur.

Rojava ve Kobanê’de zafer kazanan demokratik yönetim ve özgür yaşam tercihinin uluslar arası güçler tarafından resmen tanınması, Şegal ‘e özerk statüsünün verilmesi  kongremiz bir yaklaşım olarak belirlemiştir.

Yine yüzüncü yılını kınadığımız Ermeni soykırımına cevabımız Demokratik ulus perspektifi temelinde halkların ortak yaşam ve iradesinin bu topraklarda inşa etmek olacaktır.

Kadına yönelik geliştirilen ideolojik ve sistematik saldırıları da değerlendiren kongremiz, DAİŞ ile somutlaşan kadına yönelik uygulamaların Türkiye’de AKP zihniyetiyle bütünleştiğini tespit etmiştir.  Kadını ganimet ve mülk olarak gören bu zihiniyet, kontrol edemediğinde ise katleden, her türlü şiddet yöntemini uygulayarak gözaltı ve tutuklamalarla kadın iradesini bastırmaktadır. Yine bu gerici anlayış kadın bedeni üzerinde politikalar geliştirerek yaşamın her alanına müdahale etme hakkını kendisinde gördüğü gibi rutin bir hal alan kadın cinayetlerinin de sorumlusudur.  Kadına yönelik geliştirilen bu ideolojik ve sistematik saldırılara tutum alan kongremiz, başta Kürdistani, Ortadoğu ve dünya kadın hareketleri ile dayanışmayı stratejik düzeyde ele olarak kadının ortak mücadelesini daha fazla yükseltme kararlılığını ortaya koymuştur.

AKP iktidarının eğitimde tektipleştirme, zorunlu din dersleri ve muhafazakarlaştırma politikalarının en çok kadını vurduğu  ve toplumsal cinsiyet rollerini meşrulaştırdığını vurgulayan kongremiz, bu zihniyete karşı örgütlü mücadele yürütmeyi görev bilir.

Öz Savunması olmayan hiç bir değer ve mücadelenin kalıcı olmayacağı tespitini yapan kongremiz, toplum ve halkların özgürlüğünün kadın özgürleşmesinden geçtiğini belirtmiştir. Kadının öncülük yapmadığı hiçbir devrim kalıcı olmamıştır. Devrimin, demokrasinin, özgürlüğün teminatının ve yaşamsallaşmasının kadın öncülüğünden geçtiği Rojava devriminde bir kez daha kanıtlanmıştır. Şengal’den başlayarak Rojava’daki saldırılar bir daha göstermiştir ki öz savunma halkların olmazsa olmaz hakkıdır. Nasıl ki halkların öz savunması yalnızca devletlere teslim edilemez ise kadınların savunması da erkeğe teslim edilemez. Yine gördük ki Şengal’de DAİŞ saldırılarında binlerce kadın katliama uğrayarak, pazarlarda satılmıştı ve binlercesi halen kayıptır. İster kapitalist moderniteden gelen saldırılar, ister DAİŞ gibi gerici çetelerden gelen saldırılara karşı kadınların yaşam ve toplumsal haklarını savunmak için kadın öz savunmasını geliştirmeyi kongremiz en temel ihtiyaçlardan biri olarak görmüştür.

Kürdistan coğrafyasında yaşayan halklar, inançlar, STK’lar, meslek örgütleri, kadın örgütlemeleri ve şahsiyetlerin bileşeni olan kongremiz toplumsal özgürlüğe öncülük edecek iddiasıyla bir örgütleme kararlılığına ulaşmıştır. Bu çerçevede Demokratik ulus ve özgür yaşam perspektifiyle toplumsal inşada öncü düzeyde rol oynayacaktır.  Kadının öz örgütlemeleri olan meclis, komin, kooperatif, akademi, dernekler, komisyon ve kadın ihtiyaçlarına çözüm üretecek her türlü örgütlemelerle “Örgütsüz tek bir kadın kalmamalı” yaklaşımıyla kadın sistemini inşa edecektir.

Toplumsal yaşamın her alanında sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel vb. kadın bakışıyla örgütlenerek eril anlayışı geriletmeyi hedef edinen kongremiz, özgür yaşam alanlarını geliştirir ve genişletir. Bu temelde daha az devlet daha çok toplum, daha az devlet daha çok özgür kadın yaşam alanlarını geliştirme kararlığını ortaya koymuştur.

İçinden geçtiğimiz sürecin hassasiyetine vurgu yapan Kongremiz, AKP’nin bir an önce oyalayıcı politikalarından vazgeçerek en kısa zamanda müzakere sürecinin başlamasını aciliyet olarak dile getirmiştir. Müzakere süreçlerinin gereği olarak, bütün toplumsal kesimlerin mutabakat sağladığı bir sözleşmeye ihtiyaç vardır. Kadının aktif bir biçimde içinde yer almadığı bir sözleşmenin gerçek toplumsal bir barışı sağlamayacağı açıktır. Bu nedenle kongremiz, çözüme dair geliştirilecek her tür müzakere mekanizmaları içinde kadının aktif yer almasını yaklaşım olarak belirlemiştir.

Toplumsal barışın sağlanması için dair koşullarda muazzam bir direniş ve sabırla mücadele veren  Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın toplumsal özgürlüğün ve barışa giden yolun teminatı olarak görür. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü olmazsa olmaz gören kongremiz, bunun için her düzeyde mücadele yürütme kararlılığını ortaya koymuştur.

Yaklaşan genel seçim gündemin değerlendiren kongremiz, kadın ve toplum karşıtı sistem partilerine karşı demokratik siyasetin geliştirilmesi için eşit temsiliyet ilkesi çerçevesinde katılım sağlama kararlılığına ulaşmıştır.

Bu temelde Kongremiz Metal iş grevinde olan işçilerin direnişini ve SYRİZA’nın başarısını da selamlamıştır.

Sonuç olarak, Kobanê direnişi ve savunması başta Türkiye’de olmak üzere büyük bir Enternasyonal kadın dayınışması sağlamıştır. Bu mücadele ve direniş tarihimize ortak değer olarak yazılmıştır. Kadın dayanışması ve ortak mücadelesiyle örgütlü ve özgür yaşamı geliştirme iddiamızı bir kez daha belirtiyoruz.  Kadının özgürlük mücadelesinde emeği geçen bütün kadınları saygıyla selamlıyoruz.