KJA SÖZLEŞMESİ

GİRİŞ

Kadın tarihi

Tarih, kadınlar adına henüz tam manasıyla yazılmamıştır. Yazılı tarih, yalnızca erkek egemen zihniyetin “kahramanlık tarihi” dir. Kadının verili tarih yazını içindeki rolü, ikincil, pasif, köle, cariye;  en iyi ihtimalle kurtarılan şeklinde tanımlanmıştır. Gerçekliğin ters yüz edilmesi, kadını tarihsizleştirmeyi ve hakikatine yabancılaştırmayı amaçlamıştır. Hakikat, kadının tarih yazmasıyla ortaya çıkacaktır; çünkü kadın tarihi, salt kölelik tarihi olmayıp bilakis, özgürlük mücadeleleri tarihidir.

Çağımızda kadın köleliği ve kapitalist modernite

Kapitalist modernitede ulus devlet, toplumsallığın özünü boşaltmak için kadına yönelik her türlü kırım politikalarını geliştirmiştir. Toplumsallığın doğası olan farklılıklar tehdit olarak görülmüş, kadınların kendi kültür ve kimlikleriyle yaşamalarına olanak tanınmamıştır.

Kadın, bir cins olarak toplumda yok sayılmış erkek egemen sistemin en küçük iktidar birimi olan aile içine hapsedilerek tanımlanmıştır. Kâr ve sömürüye dayalı bir ekonomi içinde emeği görünmez kılınmış; ücretsiz işçi konumunda tutulmuş, mülksüzleştirilmiş, hatta metalaştırılmıştır. Bilimcilik, erkek egemen zihniyetin sürekli üretilmesi esasına dayandırıldığı için kadın, bir kavram olarak en çok tartışılan olsa da özgünlüğü, özgürlüğü ve toplumsallığı yok sayılmıştır.

Kadına karşı şiddet, katliam, taciz ve tecavüzün en çok kapitalist modernitede yaşanması tesadüf değildir. Tecavüz, bir kültüre, sisteme ve siyasete dönüştürülerek; toplumsal yaşamın ekonomik, sosyal, siyasal, ideolojik tüm alanlarında meşrulaştırılmıştır. Erkek, doğanın hâkimi olarak tanımlanıp;  iktidar zihniyeti kurumsallaştırılarak, toplum, kadın ve doğaya karşı amansız bir savaş geliştirilmiştir. Sonuçta araçsallaştırılan kadın, toplumun örgütlendirileceği ve geleceğinin belirleneceği tüm karar mekanizmalarından uzaklaştırılmıştır. İktidarcılık, her türlü tahakkümle ve geliştirdiği araçlarla, kadını hücrelerine kadar köleleştirdiği bir sistemi inşa etmeyi hedeflemiştir.

Kadın özgürlüğü ve demokratik modernite

Demokratik modernite, radikal demokrasiyi esas alan, ekolojik ve kadın özgürlükçü değerler dizisidir.  21. yüzyıl, cins çelişkisinin ve mücadelesinin yükseldiği, özgürleşen kadının ve toplumun çağı olacaktır. Demokratik modernite, tüm nitelikleriyle birlikte kadın devriminin ve özgür toplumun ifadesidir.

Demokratik modernite, kadın ve erkek arasındaki ilişki başta olmak üzere tahakküme ve cinsiyetçiliğe dayanan tüm ilişki biçimlerine karşı, ailenin ve toplumun demokratik sistemidir. Yıkım ve tüketim aracı olan endüstriyalizme karşı, insanı doğanın bir parçası olarak gören ekolojik bir sistemidir. Sınıfsal ayrımı ortadan kaldırmayı hedefleyerek, toplumun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik komünal ekonominin eşitlikçi bir sistemidir. Halkların ve toplumların kendi öz iradeleriyle kurdukları, demokratik özerk yönetimlerle, toplumsal sorunların çözüm sistemidir. Demokratik modernite, ahlaki ve politik toplumdur.

Demokratik modernite, kapitalist modernitenin, iktidar eksenli geliştirdiği ulus devlet anlayışına karşı, demokratik ulusu, farklılıkların bir arada eşitçe yaşamasını ve çoğulculuğu hedefler.  Kapitalist modernitenin savaş ve çözümsüzlük sistemine karşı, toplumsal barış için çalışır. Hiyerarşi, iktidar ve devletten kaynaklanan sorunların aşıldığı çağı ifade eder.

Kadının özgürlük mücadelesi

Mezopotamya, insanlık tarihinin ilk toplumsal devrimlerine ve kültürünün yaratımlarına kaynaklık etmiştir. Urfa Göbekli Tepe kazılarında ortaya çıkan dünyanın en eski kült yapıları (yaklaşık MÖ.10000)  bunun kanıtlarken; halen yeni yorumlara da muhtaçtır.   Yukarı Mezopotamya’nın bir parçası olarak Kürdistan kadınları İnanna’nın mitolojisinden başlayarak günümüze kadar devam eden  bir özgürlük ve eşitlik

 Ancak bu topraklar  yüz yılı aşkındır sömürgeci güçler tarafından dört parçaya bölünmüş; farklı devletlerin imhasına, inkarına ve asimilasyonuna maruz kalmıştır. Başta kadın kimliği olmak üzere, farklı halklar, inançlar, kültürler bu topraklarda ataerkil zihniyetin saldırısı karşısında büyük kayıplar yaşamıştır.

Kürdistan’da yaşayan biz kadınlar, kadını ezen egemen, ırkçı, militarist, cinsiyetçi ideolojilerin ortadan kaldırılmasının kadının örgütlü mücadelesinden geçtiği bilinciyle mücadeleye başladık başlamışlardır. Kadının özgürleşmesi olmadan toplumun özgürleşemeyeceğine olan inancımızla Türkiye ve Kürdistan’da örgütleniyor ve toplumsal barışın inşasında mücadelemizi yükseltiyoruz.  

Özgürlük mücadelesinin yükselmesiyle birlikte siyasi partilerde 1990’lardan itibaren kadın kollaşmaları, komisyonlar kuruldu muş, Cinsiyet kotası kazanımlarının ardından eşbaşkanlık sistemine geçildimiş ve yaşamın birçok alanındaki yönetimlerde eşit temsiliyet yaşam buldumuştur.

Kadın özgürlük mücadelesini yükseltmek için birçok yerelde kadın dernekleri ve kadın merkezleri kuruldumuş, bu dernekler ve merkezler kadın dayanışmasının ve örgütlenmesinin özgün ve özerk alanlarına dönüşmüşlerdir.  

Kadın cins bilincini açığa çıkarmak ve toplumda zihniyet devrimi yaratmak için kadın akademileri açıldımış, kadın kurtuluş ideolojisi ve kadının toplumsal sözleşmesi çerçevesinde eğitim çalışmaları yapıldımıştır.  

Kapitalizmin kadının elinden çaldığı komünal ekonomiyi tekrar yaşamsallaştırmak için kadın kooperatifleri kuruldumuş, emeğin özgürleşmesine dair kurulan sendika ve odalarda özgün kadın emek yapıları oluşturuldu. 

Eylem, etkinlik, kampanya..

Kürdistan’da ilk kadın haber alma ajansı olan JINHA ve Kürdistan kadın hareketinin çıkarmış olduğu kadın dergileri her renkten kadının kendini ifade edebileceği basın yayın organı olarak örgütlendi.

Genç kadın çalışmaları ile kadın mücadelesinde kendi rengini ve özgün örgütlülüğünü koruyabilmesi için meclisler kuruldu ve çeşitli genç kadın kurumları oluşturuldu.

Kültür ve sanatta kadının rengini kadın öncülüğünde yaşatmak için özgün çalışmalar yürütüldü.

Kadının kendini yeniden,  kendi aklıyla tanımlaması ve kendi bilgi yapısını oluşturması iddiasıyla jineoloji ( kadın bilimi) tartışmaları genişletilmeye başlandı.

Ve tüm bu kazanımlarla birlikte Kürdistanlı kadınlar olarak Kobanê kadın devriminin yaşandığı tarihi bir sürecin heyecanıyla  KJA ( Kongreya Jinen Azad)  ‘yı kurduk.

KJA; 21. yüzyılın en temel çelişkisinin cins çelişkisi olduğu gerçeğinden hareketle tüm toplumsal sorunların çözümünü demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma temelinde  ele almaktadır. Kadının özgürlük sistemini demokratik konfederal örgütlenme modeliyle

Mezopotamya toprakları ve tüm dünya coğrafyasında gerçekleştirilmesinde öncülük görevi üstlenecektir

 

KONGRENİN TANIMI

Kongremiz 21. yüzyılın en temel çelişkisinin cins çelişkisi olduğu gerçeğinden hareketle tüm toplumsal sorunların çözümünü demokratik ekolojik kadın özgürlükçü paradigma temelinde  ele alır. Kapitalist modernitenin tekçi ve merkeziyetçi ulus devletine karşı kadınların demokratik konfederal çatı örgütüdür. Kongre Mezopotamya’da yaşayan tüm halk inanç, kültür ve toplumlara mensup kadınların ortak dayanışma, öz irade ve öz yönetim organıdır. Toplumun çoğulculuğu ve farklılığının kendisini ifade edebileceği, toplumsallığın ve toplumsal sorunların çözümünün örgütlenme aracıdır. Toplumun kadın eksenli yeniden inşasında aktif rol oynayan kongremiz tarihten günümüze kadar gelişen tüm toplumsal ve kadın mücadelelerini mirasçısı ve özgürlük ideallerinin gerçekleştiricisidir. Kadının özgürlük sistemini demokratik konfederal örgütlenme modeliyle Mezopotamya toprakları ve tüm dünya coğrafyasında gerçekleştirmede öncülük görevi üstlenir.

KONGRENİN AMAÇ VE GÖREVLERİ:

 

“Kadın özgürleştikçe toplum özgürleşir” ilkesini esas alan Kongre’nin amacı, tüm toplumsal kesim ve örgütlü yapılardan kadınların erkek egemen sisteme karşı mücadele gücünü ortaklaştırarak kapitalist moderniteye karşı demokratik moderniteyi inşa etmektir. Kadın özgürlük ideolojisinin toplumsallaştırılmasına, demokratik ulusun inşasına ve demokratik komünal yaşamın geliştirilmesine öncülük eder. Siyaseti yerelden geliştirerek, siyasal, sosyal, kültürel, ekolojik, ekonomik, öz savunma, diplomasi vd. tüm alanlarda demokratik konfederalizm esasına dayanarak örgütlenir.

 

Bu temelde KONGRE,

  • KONGRE, demokratik-ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigma temelinde örgütlenir. Kadın mücadelesine stratejik olarak yaklaşır, toplumsal sorunların çözümünü Kadın Kurtuluş İdeolojisinde görür. Erkek egemen sistemde var olan, cinsiyetçilik, milliyetçilik, eşitsizlik, hiyerarşi ve şiddet üreten ideolojilerle mücadele eder. Toplumsal cinsiyetin özgürleştirilmesi için çalışmalar yürütür.

 

  • KONGRE; kapitalist modernitenin tekçi ve merkeziyetçi anlayışını ifade eden ulus-devlet yerine halkları, inanç ve kültürleri zenginlik kaynağı olarak gören ve bir arada yaşamasına olanak sağlayan demokratik ulusun inşasını hedefler. Toplulukların öz irade ve öz yönetimini geliştirmek için mücadele eder.

 

  • KONGRE; Demokratik siyaseti devlet ve toplum arasında üçüncü bir alan olarak ele alır, kadın özgürlük mücadelesinin temel dayanaklarını özgür kadın kimliği ve bağımsız örgütlenme olarak tanımlar. Erkek egemen zihniyetin kadınsız projelendirdiği siyaset anlayışına karşı tüm demokratik örgütlenmelerde, kurumlarda ve organlarda kadınların özgün-özerk örgütlenmesini esas alan Kongre,  eşit temsile dayalı katılımı ve eş başkanlık sistemini geliştirmeyi demokratik siyasetin bir gereği olarak hedefler.

 

  • KONGRE, Özgür Yaşam bilimi olan Jineoloji ile kadın özgürlük mücadelesinin biriken deneyimlerini bilimsel ifadeye kavuşturur. Bilgi ve özgürlük arasında koparılan bağları tekrar kurarak toplumsallaştırmayı esas alır. Kadının varlıksal olarak yeniden gerçek tanımına kavuşturulmasını hedefler. Bu temelde kadının kölelik tarihinden, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve zihinsel alanlarda sömürgeleştirilmesine kadar konumunun açıklığa kavuşturulması temelinde kadın sorununu açığa çıkarmak kadar çözümünü de geliştirir.

 

  • KONGRE, Kapitalist modernitenin insanı doğadan koparan, yabancılaştıran iktidarcı ve tahakkümcü toplum zihniyeti ve politikalarına karşı ekolojik toplum bilinciyle mücadele eder, gelişen çevre yıkımını durdurarak tüm toplumsal alanların ekolojik bilinçle oluşturulmasını ve ekolojik toplumu hedefler.

 

  • KONGRE, ekonomiyi kadının öz toplumsal mesleği ve eylemi olarak ele alır, kapitalizmin içeriğinden uzaklaştırdığı, sömürme ve baskı alanına dönüştürdüğü ekonomiyi reddederek, komünal ekonomik toplumu hedefler. Kadının görünmeyen emeğini görünür kılmak için ekonomik politikalar belirler.

 

  • KONGRE, toplumsal barışın ve halkların demokratik birlikteliğini esas alır. Kürt sorununun demokratik çözümünü Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu müzakerelerin demokratik ve onurlu bir barışla sonuçlanması için mücadele eder. Sayın Öcalan’ın müzakereleri eşit koşullarda sürdürebilmesi için gerekli şartların yaratılması ve özgürlüğünün sağlanmasını temel varlık ve mücadele gerekçesi sayar.

 

  • KONGRE, kadınların olmadığı barış süreçlerinin demokratik ve onurlu bir barışa evrilemeyeceği tespitinden hareketle müzakere süreçlerine eşit katılımını sağlamak için mücadele eder.

 

  • KONGRE, kadına karşı yapılan her türlü saldırıya, şiddete ve hak ihlaline karşı demokratik mücadele çizgisini benimser. Erkek egemen baskıcı, hegemonyacı, devletçi, cinsiyet ayırımcı yapılanmalar ve yönelimler karşısında kadının tüm siyasal ve toplumsal alanlardaki özsavunmasını geliştirir.

 

  • KONGRE; Özgür eş yaşam perspektifi temelinde kadın ve erkek ilişkileri başta olmak üzere tüm toplumsal ilişkilerdeki tahakküme, iktidarcılığa ve cinsiyetçiliğe karşı mücadele eder. Erkek egemenliğinin kadın üzerinde kurduğu hegemonyadan kaynaklanan ve bugünkü yapısıyla kapitalist modernitenin ve erkek egemen ideolojinin hergün yeniden üretildiği ailenin demokratikleştirilmesini hedefler.

 

  • KONGRE; Gençliği demokratik modernitenin inşasına bütün enerjisi ile katılan öncü güç olarak görür. Kadın Kongresi gençliği potansiyel tehlike olarak gören baskıcı, yozlaştıran politika ve yaşam biçimleriyle mücadele eder, gençliğin eğitimine, örgütlülüğüne stratejik yaklaşır. Öz bilinç ve iradeye dayalı genç kadının özgün örgütlülüğünü geliştirmeyi esas alır.

 

  • KONGRE, Çocuklara yönelik aile ve devlet şiddetini, çocuk istismarını en büyük insanlık suçu olarak ele alır, küçük yaşta evlendirme, çalıştırma ve tutuklayarak cezaevlerine konulma gibi zihniyet ve politikalara karşı mücadele eder, toplumsal özgürlüğün çocuklukta geliştirilmesini hedefleyen çalışmalar yürütür. Çocuk gelişimi ve anadilde eğitim dâhil olmak üzere çocuk eğitimi konusunda alternatif eğitim kurumlaşmaları oluşturur.
  • KONGRE, kadınların haklarını korur ve geliştirir. Kadına yönelik her türden şiddet, yoksulluk, emek, göç, hukuk, eğitim, temsiliyet gibi konularda kadınları esas alan çalışmalar yapar ve yasaların çıkarılması için mücadele eder.

 

ÖRGÜTLENME

Kadın Kongresi kendini, komün ve meclisler üzerinden örgütler.   Bu temelde bölge, il, ilçe ve mahallelerde meclis ve komün esasına göre özgün ve özerk örgütlenir.

Komün, özyönetim ilkesi çerçevesinde yerel birimlerdir. Meclislerde temsil edilme hakkına sahiptirler. Her komün seçimle belirlediği temsilcilerini ilçe, il, bölge meclislerine gönderir. Meclisler, kadının özgür ve eşit yurttaşlık bilinci ve iradesiyle seçtiği üyelerden oluşur. Kendi yönetim mekanizmalarını demokratik seçim ve işleyişle oluştururlar.

Kadın Meclisi ve komünleri, kadın kurumları, karma örgütlerdeki özgün kadın örgütlenmeleri, seçilmiş kadınlar ve kongrenin sözleşmesini kabul eden bireyler KADIN KONGRESİ’nin temel bileşenleridir. Kongrede, % 60 halklar ve inançlar,  % 30 kurum ve % 10 birey kotası uygulanır. Ayrıca, tüm delegelerin % 20’sini genç kadın kotası oluşturur.

Kongre Genel Kurulu 501 delegeden oluşur. Kongre delegeleri iki yıllığına seçilir.

Genel Kurul, kendi içinden 101 kişilik Daimi Meclis’i, 45 kişilik Yürütmeyi ve bu yürütmenin içerisinden 11 kişilik koordinasyonu belirler.

 

 

Komisyonlar:

 

  • Ekonomi
  • Siyasi
  • Sosyal
  • Hukuk
  • Diplomasi
  • İnsan Hakları
  • Ekoloji
  • Halklar Ve İnançlar
  • Dil Ve Eğitim
  • Bilim
  • Kültür Sanat
  • Yerel Yönetimler
  • Toplumsal Barış Ve Diyalog
  • Öz Savunma
  • Basın