25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü-17.11.2023

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nü , kadınlar olarak
alanlarda, sokaklarda, meydanlarda erkek-devlet şiddetine karşı direnişi le, mücadele ile
karşılıyoruz.“Jin Jîyan Azadî” ile; özgürlük haykırışı ile karşılıyoruz.

Kadın özgürlük mücadelesinde dünyanın dört bir yanında yaşamını yitiren kadınları saygıyla özlemle anıyoruz.
Yine ulus devletlerin savaş politikaları sonucunda, Afganistan’dan Rojhilat’a, Filistin’den Rojava’ya
kadar gerçekleşen saldırılarda yaşamını yitiren kadınların, çocukların, halkların acısını yaşıyor,
paylaşıyor, kadın dayanışmasını yükseltme sözünü yineliyoruz.
Mirabel kardeşlerin, Trujillo diktatörlüğüne karşı direnirken katledilmesinin üzerinden 63 yıl geçti.
Dünyanın dört bir yanından kadınlar, bir araya gelerek kadına yönelik şiddete karşı öfkelerini
haykırıyor, mücadele kararlılığını yineliyor.
Kadın sömürüsüne, köleliğine ve katliamlarına karşı öfkemizi örgütlüyor, kararlığımızı
büyütüyoruz.

Biliyoruz ki ataerkil iktidarlar, varlıklarının devamını, kadına, dolayısıyla topluma yönelik şiddet,
kırım ve tecrit politikalarında görmektedir. Kadına yönelik taciz, tecavüz, katletme, özel savaş,
cinsel şiddet ve işkence başta olmak üzere her türlü cinsiyetçi saldırılar, kaynağını iktidarlardan
almaktadır. İktidarlar, kadına yönelik şiddeti bırakın önlemeyi, uygulamaları ile adeta teşvik
etmektedir. Akp-Mhp-Hüdapar iktidarı gerek söylem ve politikaları ile, gerekse de uygulama ve
pratikleri ile kadın düşmanı olduğunu bir çok defa ortaya koymuştur. Halklara, kadınlara ve
çocuklara karşı işlenen ırkçı, dinci ve cinsiyetçi suçlarda, cezasızlık politikasını esas alarak
çıkarılan “af yasaları”, “haksız tahriki indirimleri ile kadın katilleri ödüllendirilmiştir,
ödüllendirilmeye de devam edilmektedir. Üniformalıların Kürt kadınlarına- Kürt çocuklarına karşı
işledikleri suçlar da cezasızlık kapsamında değerlendirilip, adeta ödüllendirilmektedir. Hakkâri’ de
tecavüz edilip intihara sürüklenen 11 yaşındaki çocuğun katillerinin berat etmesi, bu korkunç
toplum düşmanı ve cezasızlık politikasının sonucudur. Kadın ve toplum düşmanı yargının bu
kararını tanımıyoruz.
Bizler, bu 25 Kasım’da da İpek’e, Gülistan’a, Esra’ya ve katledilen binlerce kadına ayrı ayrı
sözümüzü yineliyoruz; özel savaş, saldırı, soykırım, ve kadın kırım politikalarını yenilgiye
uğratacağız ve kadınlar özgür oluncaya dek mücadelemizi büyüteceğiz.

Dilimizi-Kültürümüzü-Toprağımızı-Kentimizi-Emeğimizi Savunacağız

Doğa, toplum ve kadınlar çoklu bir saldırı altındadır. Bir yandan ulusal kimlikten gelen temel hak
ve özgürlüklerimiz yasaklanmakta, diğer yandan doğamız talan edilip, yok edilmektedir. Dilimiz,
kültürümüz, yoğun baskı altına alınarak asimile edilip, yok edilmeye çalışılıyor. Festivallerimiz
yasaklanıp, anadilde eğitim hakkımız gasp ediliyor. Kürtçe şehir adlarına dahi tahammül edilmiyor.
Bir kez daha ifade ediyoruz ki dilimiz ve kültürümüz varoluş gerekçemizdir. Bu asimilasyon
politikalarını mutlaka boşa çıkarıp, Kürt dili ve kültürü önündeki tüm yasakları kıracağız.
Şırnak’ta, Dersim‘de ormanlarımız yakılıp, bütün Kürdistan coğrafyasında HESler, barajlar,
madenler ile tam bir ekolojik kıyım yapılıyor. Kentlerimiz ise kayyımlar eliyle talan ediliyor.
Kayyımlar, kadın düşmanı politikalarını ilk günden itibaren uygulamaya koymuş, kadın
kazanımlarına saldırmıştır. Nasıl ki kayyımların talan politikalarını daha önce boşa çıkarıp,
kentlerimizi inşa ettiysek,“eş başkanlık-eşit temsiliyeti ile kentlerimizi yeniden inşa edeceğiz.
Bütün ekonomiyi ve ekonomik kaynakları savaşa-ranta-yandaşa-yolsuzluklara aktaran iktidar her
geçen gün kadın emeğin” daha da sömürüyor. İşyerlerinde, fabrikalarda, atölyelerde, tarlalarda
üreten kadınların emeği yok sayılıyor. Emeği ile geçinen kadınlar işyerlerinde mobbinge, şiddete
maruz kalıyor. Kadın emeğinin özgürleşmesi için emeğin örgütlü mücadelesini; bütün kadınlar
birlikte yükselteceğiz.

Tecritti kırıp, kadın özgürlükçü yaşamı kuracağız.

Küresel, bölgesel ve yerel düzeyde şiddete, kadın kırım politikalarına ve erkek egemen sisteme
itirazı örgütleyen kadın mücadelesinin önüne geçmek isteyen iktidarlar varlıklarının devamı için
derinleştirdikleri, kadın düşmanı, toplum düşmanı politikalarına, İmralı’ da Demokratik Modernite
Önderi sayın Abdullah Öcalan üzerinden geliştirdikleri tecrit politikaları ile başlamaktadırlar.
Çeyrek asra yaklaşan tecrit politikaları, son dönemde mutlak tecrit biçimini almıştır. Tecrittin
derinleşmesi ile birlikte toplumsal sorunlar daha da derinleşmiş, çoklu krize dönüşmüştür.
Ortadoğu’da savaş ve kaos politikaları günden güne daha da derinleştirilip , tüm temel hak ve
özgürlükler askıya alınmıştır. Biz kadınlar biliyoruz ki, uygulanmak istenen tecrit, sayın Öcalan’ ın
geliştirdiği kadın özgürlük paradigmasına ilişkindir. Ancak yeniden yineliyoruz: Kürt sorunu başta
olmak üzere, Ortadoğu’ da yaşanan savaş ve kaosun çözüm adres” ve muhatabı sayın Öcalan’dır.
Savaşsız, sömürüsüz, adil bir yaşam için mutlak tecridi kırıp kadın özgürlükçü yaşamı inşa etme
kararlılığımızı belirtiyoruz.

Kadın Mücadelesi Yargılanamaz.

Kadın düşmanı iktidar, kadın mücadelemize dönük saldırı politikasının bir ayağını da yargı elliyle
yürütüyor. Eş başkanlık sistem”, kadın kurumları, parlamenterler, belediye eş başkanları, kadın
gazeteciler, sanatçılar ve kadın aktivistler kriminalize ediliyor, tutuklanıyor. Adeta siyasi soykırım
operasyonlarıyla yargısal şiddet uygulanıyor. Kadın mücadelesi kriminalize edilip, 25 Kasımlar – 8
Martlar dahi dava konusu yapılıyor. Hasta tutsaklar başta olmak üzere hapishanelerden faşizan ırkçı
ve cinsiyetçi politikalar uygulanıyor. İnfazlar yakılarak, keyfi uygulamalar yaşanıyor.
25 Kasım’a giderken iktidara bir daha sesleniyoruz; biz kadınlar sloganlarımızla, zılgıtlarımızla,
renklerimizle buradayız.
Çoklu kimliklerimizle bütünlüklü, farklılıklarımızla bir arada olacağız. 25 Kasımları da, kadın
mücadelemizi de yargılayamazsınız!

Bu 25 Kasım’ı aynı zamanda “ JIN JIYAN AZADÎ İLE ÖZGÜRLÜĞE DOĞRU “şiarı ile başlattığımız
kampanya ile karşılıyoruz.

21. yüzyıl kadın özgürlük yüzyılı olacak diyoruz. Öyleyse yüzyılımızı kadın devrim çağına
dönüştürmek için mücadelemizi, örgütlülüğümüzü kadınlar olarak birlikte gerçekleştirelim. Bu
sorumluluk, Rojhilat’ta Jîna şahsında “saç tellini isyana dönüştürdü”, Başur’da Nagihan’ ın
bıraktığı miras oldu. Paris’te Evîn’ in, Sara’ nın direnişi, Rojava’da kadınların inşa ettiği umut oldu,
Bu temelde, “Jin Jîyan Azadî” ile tüm dünya kadınları ile mücadelemizi birleştiriyor.
Kadın öncülüğünde, toplumsal özgürlüğü büyütmeye, 25 Kasım’da tüm kadınları alanlarda,
mücadelede buluşmaya çağırıyoruz.
Kadın özgürlük mücadelesi kazanacak.

B” JİN JIYAN AZADİ YE BER Bİ AZADİYE VE

Tevgera Jinên Azad (TJA)

You may also like...